Balkona çıkıyorum. Hüzünlüyüm. Müthiş bir gün batımı çekiyor beni. Sahile iniyorum. Önce düşünüyorum; yoksulluk, edebiyat, hayat, kitap, arkadaşlık sevgi...
Kendimi kandırıyor muyum acaba? Ölürken iyi bir hayat yaşadım diyebilecek miyim, şu ana kadar iyi bir hayat yaşadım mı ki, ölüm nasıl bir şeydir?
Okuduğum onca kitap, yazarların eşsiz deneyimleri, üslupları, hayatları. Herkesin kendi hayatı var. Herkesin farklı bilinci, vicdanı, yaşanmışlıkları, kabusları, hayalleri... Herkes çok farklı. Onca insan... Milyarlarca hayat, ilk nefesler, son nefesler...
Özel doğulur mu? Şanslı doğulur belki. Herkes her şeyi yapabilir mi? Ben ne yapabilirim, ne kadar potansiyel var bende? İstesem de gerçekten her şeyi yapabilir miyim?
İyi, kötü. Ne bunlar? Bu çağda artık siyah beyaz yok biliyoruz. Herkes gri. Ben nasıl biriyim? Kendi iyimizle, kötümüzle; doğrumuzla, yanlışımızla yuvarlanıp gidiyoruz hayatta. Daha büyük bir amaç, bir gerçek, bir güç yok mu? Ne ki bu tek nefeslik hayatlarımızın amacı?
Samimi olmak ne güzel, erdemli şey. Ben sahte miyim? Bazen içimde beni korkutan bir ben var.
Güneş yavaş yavaş uykuya dalıyor. Ne tuhaf şey edebiyat!
Düşüncelerinde boğulur insan. Bırakıyorum her şeyi kenara. Düşünüldüğünden kolaymış düşünmeyi bırakmak. Cehalet mutluluk mudur? Bu kirli dünyayı ne kadar az tanısak o kadar mutlu olur muyuz?
Renkleri izliyorum. Sadece renkleri. Düşünme artık! Karşı kıyıda ışıklar bir bir yanıyor. Giderek belirginleşiyor. Bir sürü eşsiz hayat var karşı kıyıda. Kim bilir ağlayan kaç kişi vardır şimdi orada benim gibi?
Tam Güneş'in battığı yerden maviliğe uzanan parlak bir turunculuk var. Karşı kıyı biraz daha karanlıkta kaldı şimdi. Mavilikle siyahlığın; karanlıkla aydınlığın buluştuğu yerde bir bulut var. Gri bir bulut. Bir tarafında yıldızlar bir tarafında beyaz bulutlar... İkisini bir arada tutmak için çabalıyor sanki. Ama Güneş geri çekiliyor.
Turunculuk koyulaşmaya başladı. Üzüldü gibi Güneş, yenilgiye uğramış sanki.
Sadece izliyorum ve hiçbir şey düşünmüyorum. Renklerin tonlarını düşünmüyorum; güzelliklerini, canlılıklarını düşünmüyorum. Her şey bir fotoğrafa bakar gibi aslında. Gerçi biraz soğuk oldu.
Ne güzel bir hismiş bu böyle. Keşke yalnız olmasaydım burada. Keşke daha önce inceleseydim bu harika tabloyu. Vaktimi harcadım ben herhalde şimdiye kadar hep. Hayır hayır düşünmüyorum.
Dalgaların sesi çok güzel. Öyle güçlü dalgalar değil bunlar. Sanki yorgun gibi. Küçük kıpırtılar, su sesi, huzur... ölen bir adamın sakin nefesleri gibi.
Artık hava karardı. Turuncu bir kırmızılık var ufukta. Karanlık hakim artık bu dünyaya. Yıldızlar her zamankinden daha parlak. Dalga sesleri de azaldı. Karşı kıyı yaşıyor. O da benim gibi yavaş yavaş nefes alıp veriyor, gözlerini kırpıştırıyor. Karşı kıyıda karanlık kısımlar da var. Daha önce hiç fark etmediğim bir karanlık. İçine çekiyor içimdekileri.

Yorumlar
Yorum Gönder